Dahi olmak için deli,cesur olmak için aptal olmak gerekir...

12 Aralık 2009 Cumartesi

İnsan olmak




Evren deyince kiminin aklına belirsizlik.boşluk,uzay gelir.Benim aklıma ise sonsuzluk geliyor.Kendi varlığımın bu sonsuzluk arasında kaybolup gidişini bana hissettiriyor.Dünya bir canlı olsaydı bu sonsuzluk arasında kendini bile küçük hissederdi.


Gelelim Dünya'mıza.


Dünya'nın 1/3'ü su.
Dünya'da 7 tane kıta,206 ülke,6000 civarında dil ve 1 milyar yıllık tarih var.

Kendinizi bu kadar rakkamın arasında bir hayal edin.Belki de benim gibi ufacık bir şehirde doğan vardır.Bırakın Dünya'ya,etrafınıza;belki yaptıklarınızın kendinize bile etkisi yoktur.Hiç gerçekten öyle hissetiniz mi?

Türkiye'yi ele alırsak yaş ortalaması 72.


1 milyar yıl>72 yıl !


Micheal Jackson

Albert Einstein

Mustafa Kemal Atatürk

Barış Manço

Kristof Kolomb

Fatih Sultan Mehmet


Bu gibi nice isimleri bilmem biliyor musunuz ama eminim duymuşsunuzdur.Acaba gerçekten bir insan bunu yapabilir mi?
Yani demek istediğim yaptıklarıyla insanlık,insanoğlunu,insanlık tarihini bu kadar etkileyebilir mi yaptıklarıyla?(Şimdi müzik yapanların diğerlerine göre o kadar etkisiz olduğunu düşünmeyin en az onlar kadar etkisi vardır,karşılaştırma yapmazsanız anlarsınız.)

Ben bunlara kafa yorana kadar yaptıklarımın yeterli olduğunu düşünüyordum.Sakın şöyle düşündüğümü sanmayın."Ben öyle işler yapmalıyım ki bütün herkes beni hatırlasın şan,şöhret herşey bende olsun"


Hayır,kendiniz için yapmayın işte önemli olan da budur.Bazı şeyleri kendiniz için yapmazsanız onların hedeflerine ulaştığı gibi ulaşamasanız bile hiç olmazsa diğerlerinden daha çok aşama kaydetmiş olursunuz.


İşte ben böyle insanların peşinden gidiyorum,böyle insanlara destek veriyorum.Çünkü onlar diğerleri gibi değil.Onlar özel.Özel olmayı da hakediyorlar.


Farklı olun,özel olun,başka olun,başkası olmayın,kendinizi 7 milyar insanın arasından çekin,7 milyarlık toplumun içindeki o 1 sayısı olmayın,sadece insan olun!

3 Kasım 2009 Salı

Hiçkimseden Korkmam;Kendimden Korktuğum Kadar


Savaş...İnsanlar hep savaş halinde.Tartışırlar,kavga ederler,ülkeler savaşır,ırklar savaşır,güç için savaşır,para için,kimi zaman kadın,kimi zaman intikam için bile savaşır haldedir insanoğlu.Bana göre en büyük ve zorlu savaş insanın kendiyle olan savaşıdır.

Bir hayvan düşünün.Kendi içgüdüleri nasıl olursa ona göre hareket eder,kendi amacı nasıl olursa ona göre hayat kurar.Hayatı öyledir yani başka şekilde değiştiremez.Bir güvercin gidip de insanlara saldırmaz ya da alaskaya göç edip orda yaşamını sürdürmez.Yani yolundan şaşmaz ama insanlık öyle değil.

Büyük bir güçle yaratıldığımız için büyük sorumluluk doğmuştur çağlar boyu ve sürekli diğer insanlarla iletişimimiz doğmuştur.İlerlemek için başkalarına ihtiyacımız olmuştur ama başkaları adına başkalarına ve kendimize zarar vermemek adına sürekli kendimizi dizginleriz.Böylece kendimizi hayvanlardan yine başka bir şekilde ayırmış oluruz.


Bu savaşta insana en zor gelen şeylerden biri de alıştığımız bir huyumuzu değiştirmemiz.Bu bir tik gibi burnunu karıştırmayı durdurmak gibi bir şey değil.Hele hele bir düşünceyi değiştirmek asla.Bünyenin o hassas dengesini kırmadan değiştirmek bence inanılmaz zordur ve insan bunu yaparken dayanılmaz acılara katlanır.Bir çok kez hem kendim adına hem de başka arkadaşlarım adına şahit olmuşumdur.Hani deriz ya "Dile kolay" ya da bir diğer deyişle "Hadi ya! Yiyosa sen yapsana!" gibisinden cevaplarla arkadaşlarımı değiştirmeye çalışmışımdır.

Bir süre sonra da farkında olmadan kendimde olan değişiklikleri farkettim ve özellikle geçen senenin sonunda kendimde yıllarca farkında olmadan bir özellik olduğunu gördüğümde ne kadar korktuğumu tahmin edemezsiniz.Bunca zamandır sırf bu huyum uğruna ne kadar çok kendimi incitmişim haberim yokmuş.Bir tarafta hayatını tembel tembel geçiren, diğer bir deyişle hayvanlar gibi oturan ben; diğer tarafta ise zincirlerini kırarak hapisten çıkmaya çalışan ben.Korkmanın diğer bir nedeni de kendimde gördüğüm kapasitenin aslında ne kadar olduğu.İnsan hiçbirzaman kendi kapasitesini bilemez doğru fakat yükseltebilir.Önemli olan burda kendini tanımaktır.Kendinizi yeni bir arkadaşınızı tanıyormuş gibi tanımaya başlayın bence bugünden itibaren.Özellikle de sorular sormaya başladığınızda aldığınız cevaplar sizi yeterince tatmin edebilir.

Örnek olarak:daha önce hiç bir arı tarafından sokulmadığınız düşünün.Hiç arı sokmadığı için arı sokmasına karşı alerjik olup olmadığınızı bilmiyorsunuz.Gerçek hayatta da herhangi bir üzücü veya çok acı bir olay dahi karşısında nasıl bir tepki vereceğinizi bile bilmiyorsunuz.Bence bundan daha korkutucu bir şey olamaz.Biliyorum ben de keşfettiğimde çok korkmuştum.


Kısacası işin yarısı korkunuzu bilmektir ama işin diğer yarısı ise en zor olan yani korkunuzla yüzyüze gelmektir.

1 Kasım 2009 Pazar

Niye gülmeyeyim ya?




Ya niye gülmeyeyim kardeşim?Sanane.Niye bu devirde insanlar gülenlere karşı başka bir gözle bakıyorlar?İster derste gülerim,ister tuvalette.Gülmenin ne kadar güzel bir şey olduğunu insanlar henüz farketmiş değil bana göre.Halbuki bence gülmek bir tür morfin gibidir.Her an güleceksin.
Arkadaşını görecek güleceksin. Çok sevdiğin oyuncağını görecek,güleceksin. Espri yapacaksın,güleceksin. Ağzın patlayana kadar kahkaha atacak,güleceksin. Yalnız kaldığında,daha çok güleceksin. Gül ya gül.Hayata gül.Karşındakine gül o sana gülerse sen daha çok gül.Herkese gül.Kendine gül.

Blog Açtım ama...

Açtım ama ne olacağını ben de bilmiyorum :D Neyse hayırlı uğurlu olsun.Burda elimden geldiğince anime ve yazılarımı paylaşmak niyetindeyim..